Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, İstanbul’da olası 8 büyüklüğündeki deprem senaryolarının gerçekçi olmadığını açıkladı. Marmara Denizi’ndeki fay hattının uzunluğunun, bu büyüklükte bir deprem için yeterli enerji birikimine imkan tanımadığını belirtti. Üşümezsoy’un analizleri, korku senaryolarının bilimsel temellerini sorgulatıyor.
İstanbul’u Sarsacak 8 Büyüklüğünde Deprem: Gerçekler ve Bilimsel Analizler Ortaya Kondu!
İstanbul’da sıkça dile getirilen ve kamuoyunda büyük endişe yaratan 8 büyüklüğündeki deprem senaryolarına yönelik Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’dan dikkat çekici bir açıklama geldi. Üşümezsoy, depremin büyüklüğü ile kırılan fay hattının uzunluğu arasındaki doğrudan ilişkiye dikkat çekerek, İstanbul için öngörülen bu yüksek büyüklüğün bilimsel olarak temelsiz olduğunu savundu. Ünlü jeolog, çarpıcı bir benzetmeyle durumu özetledi: “İstanbul’da 8 büyüklüğünde deprem olması için 500 kilometrelik bir fayın kırılması gerekir. Peki, Marmara’nın uzunluğu ne kadar? 150 kilometre. 8 büyüklüğünde bir enerji birikimi ve kırılma için 3 tane Marmara lazım.”
Fay Hattı Uzunluğu ve Deprem Büyüklüğü Arasındaki Bağlantı
Prof. Dr. Üşümezsoy’un yaptığı detaylı analizler, deprem büyüklüğünün belirlenmesinde fay hattının uzunluğunun ne kadar kritik bir rol oynadığını gözler önüne seriyor. Uzman görüşlerine göre;
- Kırılma Mesafesi: Bir fay hattının kırılma mesafesi arttıkça, açığa çıkan enerji ve dolayısıyla depremin magnitüdü de doğru orantılı olarak yükselir.
- Marmara’nın Sınırlı Kapasitesi: Marmara Denizi’nin altından geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın toplam uzunluğu yaklaşık olarak 150 ila 160 kilometre civarında seyrediyor.
- Bilimsel Sonuç: Bu uzunluktaki bir fay segmentinin tek bir seferde kırılması durumunda bile, mevcut bilimsel verilere göre 8 büyüklüğünde bir enerji açığa çıkarabilmesi matematiksel olarak mümkün görünmüyor.
Korku Senaryolarına Bilimsel Bir Bakış
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, toplumda yaygınlaşan ve adeta bir “kıyamet senaryosu” havası estiren beklentilerin jeolojik gerçeklerle tam olarak örtüşmediğini sıklıkla vurguluyor. Üşümezsoy’a göre, Marmara Denizi’ndeki riskli bölgeler daha çok güney segmentlerde yoğunlaşıyor ve İstanbul’u doğrudan etkileyecek, yıkıcı bir 8 büyüklüğündeki deprem olasılığı, mevcut veriler ışığında oldukça düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Bu açıklamalar, deprem bilinci oluşturulurken daha gerçekçi ve bilimsel verilere dayalı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.