Gaziantep’te kırmızı et fiyatlarındaki ani ve yüksek artışlar, vatandaşları şoke etti. Son 5 gün içinde et fiyatlarında yaşanan %30’luk zam, sofraların vazgeçilmezi olan kırmızı eti adeta lüks tüketim ürünü haline getirdi. Ekonomik krizin ve enflasyonun etkilerinin derinleştiği bu dönemde, gastronomi şehri Gaziantep’te yaşanan bu durum büyük tepki topladı.
Gaziantep’te Et Fiyatları Ateş Pahasında: %30’luk Zam Şok Yarattı
Türkiye genelinde yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve artan enflasyon, en temel gıda maddelerinden biri olan kırmızı eti vatandaşlar için ulaşılmaz kılıyor. Özellikle gastronomi alanında önemli bir yere sahip olan Gaziantep‘te, son 5 gün içinde kırmızı et fiyatlarında yaşanan %30’luk artış, hem üreticileri hem de tüketicileri endişelendirdi. Bu fahiş artışa sessiz kalmayan CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, iktidarın tarım ve hayvancılık politikalarını sert bir dille eleştirdi. Öztürkmen, yaklaşan bayram öncesinde vatandaşların kırmızı ete erişiminin yine zorlaşacağını belirterek, “Bayramda vatandaşın boğazından kırmızı et geçmesi yine hayal oldu” ifadelerini kullandı.
İthalat Çözüm Değil, Yerli Üreticiye Darbe Vurdu
Hasan Öztürkmen, yıllardır uygulanan canlı hayvan ve et ithalatı politikalarının fiyatları düşürmediğini, aksine yerli üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını vurguladı. İktidarın “fiyatları dengeleyeceğiz” vaadiyle hayata geçirdiği ithalatın, sadece belirli grupların çıkarına hizmet ettiğini savunan Öztürkmen, et ithalatı konusundaki skandallara dikkat çekti. 2026 yılı için planlanan 500 bin baş besilik sığır ithalatının da küçük çiftçileri değil, büyük işletmeleri zenginleştireceğini öne sürdü.
Ucuz İthal Etler Vatandaşa Değil, Şirketlere mi Gidiyor?
Öztürkmen’in açıklamalarındaki en çarpıcı iddialardan biri, Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından ithal edilen uygun fiyatlı etlerin dağıtım süreciyle ilgiliydi. İthal edilen ucuz etlerin doğrudan vatandaşa ulaşması gerekirken, büyük et şirketlerine aktarıldığını iddia eden Öztürkmen, bu durumun bir “et lobisi” yarattığını belirtti. TBMM’ye sunduğu ve ithal etlerin doğrudan vatandaşa satılmasını öngören kanun teklifinin aylardır komisyonda bekletilmesine de tepki gösteren Öztürkmen, şirketlerin kar marjlarını artırdığı bir ortamda, dar gelirli vatandaşın kasap önünden dahi geçemediğini ifade etti.
Gaziantep’in Et Kültürü Tehlikede: Nohut Dürüm Çaresizliği
Dünyaca ünlü mutfağıyla tanınan Gaziantep’te, et fiyatlarındaki astronomik artışlar şehrin gastronomi kimliğini de tehdit ediyor. Lokantacıların ve kasapların iş yapamaz hale geldiğini belirten Öztürkmen, “Kebaplarımız, lahmacunumuz artık erişilemez oldu. İnsanlar karınlarını doyurmak için mecburen nohut dürüm tercih ediyor” dedi. Gastronomi başkentinde halkın en temel gıdaya ulaşamaması, ekonomik buhranın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Mezbaha Yetersizliği Halk Sağlığını Tehdit Ediyor
Gaziantep’teki hayvancılık altyapısının yetersizliğine de değinen CHP’li vekil, devasa kentte sadece bir adet mezbaha bulunmasını “skandal” olarak nitelendirdi. Komşu il Osmaniye’de beş mezbaha bulunurken Gaziantep’teki bu eksikliğin, denetimsiz ve sağlıksız koşullarda yapılan kesimleri artırdığını vurguladı. Merdiven altı kesimlerin halk sağlığı için büyük bir risk oluşturduğunu belirten Öztürkmen, acilen yeni ve modern tesislerin kurulması çağrısında bulundu.
Dünyanın En Pahalı Etini Türk Halkı Tüketiyor
Küresel verilere bakıldığında et fiyatlarının en yüksek olduğu ülkelerden birinin Türkiye olduğuna dikkat çeken Öztürkmen, iktidarın çözüm üretmek yerine halkın sorunlarına kulak tıkadığını söyledi. Kırmızı et fiyatlarındaki artışın araştırılması için verilen önergelerin AKP ve MHP oylarıyla reddedildiğini hatırlatan Öztürkmen, “Annelerimiz ve çocuklarımız tencerede et göremez hale geldi. Ancak bu ekonomik yıkım CHP iktidarıyla sona erecek” diyerek çözümün siyasi değişimden geçtiğini belirtti.
Devlet Teşviki Şart: Hayvancılığın Kurtuluş Reçetesi
Hasan Öztürkmen’e göre hayvancılığın kurtuluşu ithalatta değil, yerli üretimin devlet eliyle teşvik edilmesinde yatıyor. Gaziantep coğrafyasının hayvancılığa son derece uygun olduğunu belirten vekil; et ve canlı hayvan borsalarının kurulması, depolama ve işleme tesislerinin artırılması ve küçük aile işletmelerinin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Tarımda kullanılan gübreye kadar her şeyin ithal edilmesinin maliyetleri körüklediğini ve bu kısır döngünün ancak yerli üretim hamlesiyle kırılabileceğini sözlerine ekledi.